Haseki Cad. No:20, Aksaray / Fatih / İstanbul

Tüp Mide Ameliyatı

TÜP MİDE AMELİYATI (SLEEVE GASTREKTOMİ)

1990 senesinden beri mide küçültmek için operasyonlar yapılsa dahi, bugün uygulanan tüp mide ameliyat tekniği yani diğer bir adıyla, sleeve gastrektomi tekniği son olarak 2001 senesinde tarif edilmiştir. Tip mide ameliyatı önceleri, bilinen gastrik by-pass ve biliopankreatik diversiyon operasyonları uygulanamayacak kadar kilolu süper obez hastalarda  esas operasyon öncesi belli bir miktarda kilo verdirmek hedefiyle ilk aşama cerrahi olarak düşünülmüştür. Ancak bu hedefle tüp mide ameliyatı, yani sleeve gastrektomi uygulanan kişilerin tahmin edilenden çok ve daha önemlisi yeterli ölçüde kilo kaybettiğinin fark edilmesi ile, bu teknik tek başına uygulanabilen bir obezite ameliyatı olarak tıbbi litaratüre girmiştir En yaygın olarak yapılan mide küçültme ameliyatıdır. Son 5-10 sene içinde, mide bandı yönteminin yerine geçmiştir. Mide bandı ile ilgili problemlerin geneli, Tüp Mide ameliyatında ortaya çıkmaz. Mide Bandı yabancı bir cisim kullanılarak uygulanan bir yöntemdir. Ancak Tüp Mide Ameliyatında böyle bir durum söz konusu değildir. Midenin dış tarafından bir bölüm uzunlamasına çıkartılır bu sayede de mide daraltılmış olur.  

Sleeve Gastrektomi Nasıl Uygulanır?

Bütün obezite ve metabolik cerrahi tekniklerinde olduğu gibi sleeve gastrektomi ameliyatı da, tamamen laparoskopik adı verilen kapalı yöntem ile yapılır. Laparoskopik teknikte karında açılan iki tanesi 1- 1,5 cm, diğerleri bir santimden ufak 5 - 6 delik ile bütün bir ameliyat yapılabilmektedir. Operasyon sonrası ağrı son derece minimum orandadır. Bunun yanında, başarılı bir kozmetik netice ve erken mobilizasyon gibi laparoskopik cerrahinin bütün avantajları obezite cerrahisinde de geçerlidir. Tüp mide ameliyatında tek kullanımlık özel malzemelerde mide kesilir ve aynı anda üzerine dikilir.

Bu ameliyatta özel aletle kullanılarak midenin istenilen bölümünün kesilmesi ve dikilmesi uygulaması; bu işe göre özel olarak dizayn edilmiş ve yalnızca ameliyat olacak hastanın operasyonunda kullanılarak atılan özel cihazlar ile yapılır. Bu cihazlar mide duvarını keser ve birbirine özel dikişler aracılığı ile yapıştırır. Operasyon esnasında kalan midenin inceliği mide içerisine yerleştirilen bir tüp sayesinde ayarlanır. Kesilme operasyonun ardından midenin yaklaşık olarak %80 lik kısmı alınmış olur. Operasyon ardından kalan mide tıpkı muz biçiminde bir tüpü andırdığından dolayı bu yöntem, çoğunlukla tüp mide olarak geçer. Mide kesilme hattından kaçak riski vardır. Günümüzde uygulanan özel aletler ve dikişler sayesinde bu risk minimuma düşürülmüştür. Dikiş sırasında olabilecek bir kaçağı tespit etmek için mide özel bir boya ile doldurulur ve şişirilir. Bu sayede olabilecek kaçakları erkenden saptamak engellemek mümkün olmaktadır.  

 

Sleeve Gastrektomi Nasıl Etki Eder?

Normal bir metabolizmada, doyma hissi mide duvarının gerilmesi ile olur. Yani midenin yeteri kadar gıda ile dolmasının ardından duvarın gerilimi ile beyne doygunluk sinyali gider ve yeme eylemi tamamlanır. İşte Tüp mide ameliyatının amacı da; küçük bir mide hacmi ile daha az besin tüketerek erken doyum sağlamaktır. Tüp mide operasyonunun ardından, artık ince bir midenin mevcut olmasından dolayı, az bir miktarda besin mide duvarında gerilmeye sebep olacağından kişi erkenden doygunluk hisseder.

Diğer bir etkisi ise son dönemlerde üzerinde çok sık durulmaya başlanan ve açlık hissi hormonu olarak ta bilinen ”Gherelin” ismindeki hormon seviyesindeki değişikliktir. Gherelin, midenin fundus ismi verilen kubbe bölümündeki oksintik hücreler tarafından üretilen 28 amino-asitlik bir peptit (protein) tir. Kısaca,  midenin fundus(kubbe) kısmından salgılanan ve mide boş olduğu zaman beyne, ”yemek yemelisin” sinyali gönderen bir hormon şeklinde tanımlanabilir. Beyinde bulunan hipotalamus ya da pituiter kısmındaki reseptörlerin aktivasyonunu sağlayan  oldukça güçlü bir iştah arttırıcıdır. On iki parmak bağırsağına göre mide fundusunun her bir gramında 10-20 misli gherelin mevcuttur. Tüp mide ameliyatının ardından, mide fundusunun neredeyse tamamının çıkarılmasından dolayı gherelin düzeyi de düşer ve açlık hissi engellenir. Bu nedenle bu ameliyatın zayıflamaya  hormonal bir katkısı da olmaktadır. Tüp mide ameliyatı olan kişileri ameliyat ardından en çok şaşırtan etkisi de genellikle bu olmaktadır. Birçok kişi ameliyattan sonra az yemek yemekten ve çabuk doymaktan dolayı büyük bir mutluluk duyar. R-Y Gastrik Bypass ile karşılaştırılacak seviyede etkili bir kilo kaybının yaşanmasını sağlar.

*Sleeve gastrektomi işlemi ile bir tüp veya muz şekline getirilerek küçültülen midenin hacmi de azalmış olur.

*Böylece ister istemez yemek porsiyonları da küçülmüş olur.

*Midenin çıkartılan bölümünden salgılanan açlık hormonu (Gherelin) sleeve gastrektomi ameliyatının ardından %70-80 oranlarında azalır.

*Sleeve gastrektomi ile midenin tüpleştirilmesi nedeniyle , mide daha hızlı boşalır.

*Sleeve gastrektomi (mide tüpleştirilmesi) neticesinde midenin çıkış bölümü olan antrumun basıncı yükselir. Bu basınç artışı da antrumun gerilmesine sebep olarak açlık hissinin daha çabuk bastırılmasını sağlar.

*Sleeve gastrektomi de içeride yabancı cisim bırakma yoktur. Bu nedenle de  buna ait problemlerle karşılaşılmaz.

*Mide bandı gibi ayarlanmaya gereksinimine de gerek yoktur .

*Bu ameliyat yöntemi sindirim sisteminin anatomi ve fizyolojisini değiştirmediği için birtakım metabolik hasarlara yol açmaz.

Tüp Mide Ameliyatı Kimler İçin Uygun Bir Ameliyattır?

Tüp mide operasyonu VKİ 35′ten fazla olan, şeker hastalığı yani diyabeti bulunmayan, miktar olarak çok ve katı besinlerle ve özellikle ağırlıklı olarak hamur işi ve et ile beslenen, şekerli besinlerle, alkole ya da asitli içeceklere bağımlılıkları bulunmayan hastalar için daha uygun bir operasyondur. Bunun haricinde süper obez denilen (VKİ> 55) kişiler için de ilk aşama ameliyatı olarak uygulanır.

Tüp Mide Ameliyatında Ameliyat Sonrası Dönem

Operasyonun ertesi günü boyalı su içirilerek yapılan pasaj kontrolünün ardından ağızdan sıvı alımına başlanır. Sıvı alımı 3. gün artar ve kişi çoğunlukla 3. gün evine gidebilir. İlk hafta berrak sıvılar olmak üzere 14 gün boyunca sıvı ile beslenme devam eder. Daha sonra ise yavaş yavaş yumuşak besinlere başlanır ve 4. Hafta tamamlandığında neredeyse tüm besinler yenilebilecek hale gelir. Tüp mide operasyonu ardından 1-2 senelik dönemde fazla kilolarının %40-100′lük bir oranını verebilmek mümkündür. Kilo vermedeki başarı kişinin, ameliyat ardından beslenme düzeni ve egzersiz programına uyması ile doğru orantılıdır. Operasyon ardından beklenen kilo kaybı, fazla kiloların %70 ini oluşturur. Yani 70 kg olması gereken bir kişi, 170 kg ise; operasyon ardından bir buçuk sene sonunda yaklaşık olarak 100 kg’a iner. Kilo kaybı ilk 6 ayda daha hızlı bir ivme gösterirken, daha sonra daha yavaş bir biçimde devam eder. Tüp mide operasyonun ardından kaybedilen kiloların kalıcı olma oranı %75-80 civarındadır. -20 hastada yeniden kilo alma riski yaşanabilir olsa da aynı kiloya dönme olasılığı %1 kadar düşük bir ihtimaldir.

Tüp mide operasyonu ardından, 120 kg ile ameliyata girmiş bir kişinin yaklaşık olarak 45-55 kg arasında kilo vermesi olasıdır.

Tüp Mide Ameliyatının Avantajları Nelerdir?

*Aşırı kilolu kişilerde laproskopik olarak yapılabilen bir operasyon olduğu için daha az yara, daha az akciğer problemi , daha az ağrı ve daha hızlı iyleşme olanağı söz konusudur. Laparoskopik ameliyat sayesinde yara iyleşmesi daha hızlı olur ,ağrı daha az olur ve hastanede yatış süresi kısalır, hastalar erkenden normal yaşamlarına dönerler.

*Midenin hacmi küçültülmesine rağmen işlevleri değiştirilmediğinden birçok besin gurubunun minimum oranda tüketilmesine olanak sağlar.

*Ghrelin yani açlık hissini uyandıran hormonunu üreten midenin fundus bölgesi kesilip çıkartıldığı için doğal olarak iştah da azalmış olur ve hormonal olarakta kilo kaybı yaşanır.

*Pilor (mide kapakçığı) muhafaza edildiği için, dumping sendromu engellenir. Besinler mideyi daha geç terk eder. Bu sayede de daha uzun süre tokluk hissinin yaşanması sağlanır.

*Ülser gibi bir durumun ortaya çıkma ihtimali, en aza indirilir.

*Bağırsak bypassından kaçınıldığı için; bağırsak tıkanıklığı, marjinal ülser, anemi, osteoporoz (kemik erimesi) , protein ve vitamin eksikliği gibi olasılıklar söz konusu değildir.

*İkili operasyonlar için uygun çok yüksek VKİ ne sahip kişilerde (VKİ> 55 kg/m2) ilk aşama operasyon için oldukça etkili neticeler sağlar.

*Anemisi olan ya da bağırsak bypassının ileri dönem komplikasyonlarından tedirgin olan hastalar için ve de Crohn hastalığı olan kişiler ya da bağırsak bypassı için yüksek risk taşıyan hastalar için ideal ve uygun bir seçim olur.

*Tüp mide operasyonu daha sonra ikinci bir operasyon ile bypassa ve doudenal switche dönüştürülebilir.

Tüp Mide Ameliyatının Dezavantajları Nelerdir?

*Tahmin edilenden daha az kilo kaybı ya da tekrar kilo alımları ortaya çıkabilir , bu risk, teorik olarak bütün operasyon çeşitlerinde mevcuttur fakat bypassta tüp mideye kıyasla daha az ortaya çıkar

*Oldukça yüksek VKİ’ne sahip kişilerde (VKİ> 55 kg/m2) fazla kilonun kalan kısmını kaybetmek için çoğunlukla ikinci bir obezite operasyonuna ihtiyaç duyulur. İki aşamalı obezite operasyonları çok yüksek VKİ’ne sahip kişilerde daha etkili ve güvenli neticeler verir.

*Sıvı ya da yumuşak yüksek kalorili besinler absorbe edilebilir. Bu sebeple de kilo verme yavaşlayabilir.

*Tüp mide operasyonlarında mide boydan boya kesilir. Bu sebeple de bu dikiş hattında kimi zaman kaçaklar meydana gelebilir, kanamalar oluşabilir.

*Midenin kesilen bölümü karından çıkartılır bu sebeple de geri dönüşümü olan bir ameliyat değildir. Ancak bypassa ve doudenal switche çevrilebilir.

Tüp Mide Ameliyatının Riskleri Nelerdir?

Her cerrahi operasyonda olduğu gibi tüp mide ameliyatlarında da potansiyel riskler ve potansiyel komplikasyonlar elbette ki mevcuttur. Sleeve gastrektomi yani, tüp mide ameliyatında kesilip çıkarılan mide kısmında uzun bir dikiş hattı meydana gelir. Kimi hastalarda bu uzun dikiş hattından küçük kaçaklar meydana gelebilir. Bu oran %1 in altında olmaktadır. Kaçak halinde dikiş hattı çevresinde ufak apseler oluşabilir. Bu durumda ortaya çıkan birikintiler öncelikle radyolojik olarak (USG eşliğinde) drene edilmeye çalışılır ve bu şekilde kaçağın kapanması beklenir, ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda az bir olasılıkla yeniden ameliyat ya da endoskopik olarak kaçak noktasına stent adı verillen örtücü bir cihaz takılması gerekebilir. Günümüzdeki tıbbi teknolojideki gelişmeler ile tüp mide ameliyatı oldukça güvenle uygulanabilmekte ve cerrahi işleme bağlı komplikasyonlar oldukça nadir görülmektedir. Sleeve gastrektomi yani tüp mide ameliyatı kaynaklı ölüm riski %0.3-0.5 dir.